19 Kasım 2010 Cuma

4 senedir;


  • Hafta sonları yatağımı asla toplamadığım,

  • Hocalarla hep kavga ettiğim,

  • Bol bol dedikodu yaptığım,

  • Bir şişe suyumu tam 15 kişiyle paylaştığım,

  • Aç olduğunda elindeki tek simidi yanımdaki aç arkadaşımla bölüştüğüm,

  • 50 kuruşun hesabını yaptığım,

  • Ağlamak istediğim zamanlar ağlayacak yer bulamadığım için ağlayamadığım,

  • Annem yanıma olmadığı için ona telefonda ağzıma geleni sövüp eve gidene kadar nasıl olsa unutur deyip düşünmeden bağırabildiğim,

  • Sadece yatarken ayakkabısız ve terliksiz olabildiğim,

  • Tuvalette türk kahvesi nescafe ve hazır çorba yaptığım,

  • Banyo sırası gelmediği için uzun bir süre(rakam vermiyorum) banyo yapamadığım,

  • Banyo yapmak veya saç yıkamak zor geldiği için sadece kahküllerimi yıkadığım,

  • Sadece yazılı gecelerine özel bir gram çalışmayıp sabahlara kadar muhabbet edip sıçana kadar güldüğüm ve yazılılarda bir bok yapamadığım,

  • Bütün derslerden en az bir kere 1 aldığım,

  • 15 tane kızı 7/24 aklına gelebilecek her şekilde gördüğüm,

 Bir hayat yaşıyorum, çünkü ben yatılıyım ve allah kahretsin bu sene bittikten sonra ne bok yiyeceğimi bilmiyorum.

AKACAK SÜMÜK BURUNDA DURMAZ.

 8. sınıftayım, annemin küçüklüğümden beri beni koleje gönderme sevdası yüzünden son sene okul değiştirdim. Okulda yeniyim, son sene olduğu için ortam yapma gibi bir telaşım ve isteğim yok haliyle. Sınıfın yarısıyla muhabbetim var yarısı adımı bile bilmiyor.

 Tarih dersi ve hoca bize test dağıttı. Ve ben de gribim. Benim grip olmam demek;

 ”Dünyanın en akışkan sıvısından bile akışkan sümüğe sahip olmam, sürekli hapşurma isteği duyup hapşuramam o yüzden gözlerimin sulu sulu olması, burnum aktığı zaman etrafımdaki her emici şeyi burnuma dayamam “
 demektir.

  Ve ben o ölümcül hastalığı geçirmekteyim yine.

 Testimi aldım, ama ben hazırlıklıyım, tedbirliyim peçetem hep burnumda, bir elimde kalem bir elimde burun var. Sümüğüm daha burnuma ulaşmadan beni onu peçeteye hapsediyorum, emiyorum, sömürüyorum.

  Peçeteyi artık burnumda tutmaktan kolum yorulmuştu tek bir soru bile çözemiyordum. Kendime güvenim geldi ve “amaaann akarsa yetişirim hemen, çek şu peçeteyi çöz testini” dedim kendi kendime. 

 Ve o yaptığım stratejik hata hayatıma mal oldu. 

 Peçeteyi burnumdan çektim ve soru çözmeye başladım aradan bir zaman iki zaman geçti derken korktuğum başıma değil kıçıma geldi sanki. 

 Saatte hızı ölçü birimleriyle ifade edilemeyecek bir biçimden burnumun derinliklerinden kopan kimya kurallarına aykırı bir akıcılıkla süzülen sümüğümü hissettim. Peçetemi hemen burnuma kavuşturdum. 

 Ama olan olmuştu. Sümüğümü tutamamıştım, ŞILANNPP diye eteğime yapıştı. getme deyeydim açeydım peçetemi duteydim seni. Derken bir anda aklıma dank etti, “acaba biri görmüş müydü?”

 Sonra herkesin test çözdüğünü düşünüp “kim görcek lan beni, şeffaf zaten kimse anlamaz” dedim ve kafamı ani bir hareketle sağa çevirdiğimde ne göreyim?

 O hiç muhabbetim olmayan güruhtan bir bireyle göz göze geldim ve yüzü 1 kilo limon yemişçesine ekşitilmişti. Sonra bana bakarak içten bir IYYY dedi. Dünyam başıma yıkılmıştı o sırada eteğime damlayan sümük hızla yayılarak kara bir delik olmuşturmuştu orda.

 Hemen önüme döndüm hiç bir şey olmamış gibi davranmaya çalıştım ama olmadı, sene sonuna kadar kendimi belki başka bir şeye ıyy demiştir diyerek avuttum. Ama şimdi dank ediyor “ulan herkes kafayı gömmüş test çözüyor sınıftan çıt çıkmıyor sana ıyy demiyecek de kime diyecek?”

 Ben o utançla çocuğun yüzüne bir daha bakamadım ve sene sonuna kadar tek bir kelime bile etmedik. Belki bu olay olmasaydı ikimizde çok farklı hayatlar yaşayacaktık, kim bilir.

15 Kasım 2010 Pazartesi

PARFÜM FALAN YALAN.

 Bir insanın parfüm kokusundan daha fena bir şey varsa o da doğal kokusudur.

 Saçından, yanaklarından, ellerinden etrafa yayılan o koku..
 O kokuyu almak için geçtiği yolları takip etmek, önüne oturduğunda ani bir hareketle arkasına yaslanması için dua etmek ya da yanından geçmesi için onun etrafında volta atmak doğal gelmeye başlar bir süre sonra.
 Terlediğinde bile tüm kokuların arasından o kokuyu alırsın, ter kokusu bile o kokar sana. Onun koktuğu her şey dünyanın en tatlı en şahane kokusudur.
 Her o kokuyu aldığında senin olmayan ve asla olamayacak şeyler için bir kere daha üzülürsün.
 İnsanın elinde olmayan şeylerle başa çıkması çok zor. Ne kadar uğraşırsan uğraş ne kadar düşünürsen düşün sonuç senin elinde değil. Hayatında her şey mükemmel gittiğinde bile yüzün asıksa mutlu olmak senin elinde değildir.
 Mahvolmuş bir şeyleri düzeltmeye çalışırken o kokuyu aldığında yaptığın hiç bir bokun önemi kalmaz. Sen bitmişsindir, aslında hiç başlamamışsındır. Senin bitiren ve başlatmayan tek bir şey.
O zaman nefesini tut, burnunu kapat,defol git ordan, bir şeyler yap. Kendine gel. O kokuyu duyma.