7 Eylül 2010 Salı

Artık cesaretimi toplamanın vakti gelmişti. Aklımda; başıma gelebilecek her türlü belanın olasılığını hesaplıyorum.

Senin bana verebileceğin zararlar, koluma konma, gözüme girme, ağzımı öpme tehliken varken kendime biraz cesur olmalısın dedim.

Sevgili böcek;

Seninle hiç bir zaman barışmayan bir yıldızımız oldu. Kah ağlattın, kah altıma sıçırttın, kah ailemden, arkadaşlarımdan papara yememe sebep oldun. Bu günlere kadar gelebildik nihayetinde.

Ve artık yetişkin bir birey gibi düşünmeliydim.

Gün gelicek ve ben evlenip minik minik bebelere sahip olacağım. Bir gün kocam işten geç dönecek, korkundan benden daha çok altına sıçan yavrularımla seni fark edeceğiz perdenin üzerinde.

Bize doğru bir hamle yapman, 1er metrelik kolun bacağınla oramızda buramızda gezinmen bizi kalpten götürecek belki de, kim bilir.

Ve ben sorumluluklarının bilincinde bir anne edasıyla yavrularımı senin tehlikenden korumam gerekecek. 

İşte bir gün bunları yaşayacağımı bilerek bu gün elimde terlikle sana doğru geliyorum.! Evde kimsenin olmayışı, benim internete olan açlığım beni buna yapmaya itiyor.

Sessiz, sinsi, 3,5 bir şekilde yanına sokuldum. Yaklaşık yarım saat boyunca elimdeki terlik 1 m yarı çapındaki alanda gitti geldi. Tam yapamayacağım derken ve pes etmek üzereyken;

ÇTÖNG.!

Ve sen yerdeydin. Çok büyük ve çirkindin. Ölü bedenine bakarken bile korkmak nasıl bir mallıktı anlayamadım. Ama anladım ki bu hamlem hayatımın geri kalan kısmında beni aydınlatan bir fenere dönüşecekti.

GELECEKTEKİ BEBELERİME SESLENİYORUM; ANANIZ HER NE KADAR GÖTÜ YEMESE DE SİZİ BÖCEK VE TÜREVLERİNDEN HER DAİM KORUYACAKTIR.

                                                                                  SEVGİLERLE ANANIZ.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HAPŞIRIK